Hakkında

Hersohbet.Com  olarak 2yildir siz kullanicilara hizmet vermek amacindayiz.Yeni bir sohbet, yeni bir arkadas istiyorsan dogru yerdesin.

Bağlantılar

CM Şebeke

Ara


Renault Formula 1 Festivali Kanyon’da

Yazar byozgur | Mayıs 9, 2008

Renault, Formula 1 heyecanını özel etkinliklerle 11 Mayıs’a kadar Kanyon Alışveriş Merkezi’nde yaşatacak. Etkinlikler bugün başladı.

Beş gün boyunca devam edecek olan etkinlikte birbirinden heyecanlı yarışmalar, hız ve eğlence ziyaretçileri bekliyor.
 
Etkinlik kapsamında katılımcılar, Renault Festival TIR’ında bulunan 2 adet simülatörlerle Formula 1 heyecanını gerçek bir pilot gibi yaşayacak, 5 adet yarış kioskunda diğer pilotlarla yarışabilecekler.
 
Ayrıca Renault F1 Pit Stop ekibiyle gerçek Pit Stop heyecanını tatma imkanına sahip olacaklar.
 
Renault Festivali, Renault F1 perküsyon show, birbirinden hareketli dans gösterileri ve DJ performansları ile Kanyon’a eğlence katacak. Dileyen ziyaretçiler Renault standından beğendiği Renault F1 Team ürünlerini satın alabilecek.
 
Etkinlik kapsamında 9-10-11 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek deneme sürüşlerinde, farklı Renault araçları test etme ve sürpriz hediyeler kazanma şansı sunulacak.
 
10 ve 11 Mayıs’da ise gerçek F1 heyecanı dev ekranda canlı yayınla sunulacak.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Kia’nın yeni modeli Cee’d Türkiye’de

Yazar byozgur | Mayıs 9, 2008

Kia’nın Avrupa için özel olarak tasarlanmış yeni modeli Kia Cee’d, Türkiye’de 31 bin 790 YTL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuldu.
Kia Cee’d'in tanıtımı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Anadolu Grubu Otomotiv Grubu Başkanı Kamil Eser, Çelik Motor’un 2001 yılından bu yana Kia ile çalıştığını, Kia’nın otomotiv sektöründe önemli başarılara imza attığını söyledi.

Kia’nın Türkiye’de SUV sınıfındaki temsilcisi Sorento’nun başarısına dikkati çeken Eser, “Cee’d Çelik Motor ve Kia için yeni bir sayfa olacak. Cee’d'in Avrupa’da yakaladığı başarı neden Türkiye’de olmasın?” şeklinde konuştu.

Çelik Motor Genel Müdürü Alp Evcimen de, dünyada 6′ncı büyük üretici konumundaki Kia’nın, 8 ülkede 14 tesisi bulunduğunu, Ceed’in de Kia’nın Avrupa için ürettiği ilk model ve güvenlik testlerinden 5 yıldız alan ilk Kore otomobili olduğunu söyledi.

Cee’d'in sert ve akıcı görünümüyle gelecekteki modeller için sinyal verdiğini ifade eden Evcimen, sadece Avrupalı tüketicilerin zevki düşünülerek tasarlanan modelin, yakıt tüketim konusunda da başarılı olduğunu altını çizdi.

Cee’d'in Türkiye’de 5 yıllık garanti ile rakiplerine göre son derece agresif bir fiyatla, 31 bin 790 YTL’den başlayan fiyatla satışa sunulacağını belirten Evcimen, “Avrodaki yükselmeye rağmen rekabetçi bir fiyat sunuyoruz. Bunun ses getirmesini istiyoruz” dedi.

Evcimen, satış adetleri konusunda ise Cee’d için belli bir bekleme süresi olabileceğini aktardı.

Kia Cee’d
 
Verilen bilgiye göre, Kia tarihinde bir dönüm noktası ve marka için yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilen Cee’d, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere Avrupa’da tasarlanarak Slovakya’nın Zilina kentinde bulunan fabrikada üretildi.

Avrupa’da markanın C sınıfındaki en güçlü modeli olma iddiasıyla yola çıkan Cee’d, Türkiye’de 1,6 lt. CRDi 90 ps ve 1,6 lt. CRDi 110 ps olmak üzere iki farklı motor seçeneği ile satışa sunuldu.

3 ve 5 kapı olarak 2 farklı gövde tipine sahip olan Cee’d, Cool ve Motion adıyla 2 farklı donanım paketi ile Türk tüketicilerle buluşacak.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Antrenman sırasında motosikletten düşerek ağır yaralanan Sinan Sofuoğlu, hayatını kaybetti.

Yazar byozgur | Mayıs 9, 2008

Kocaeli’nin Körfez ilçesindeki yarış pistinde antrenman sırasında motosikletten düşerek ağır yaralanan Sinan Sofuoğlu, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

 

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde, akciğerindeki kanamanın durdurulması için yapılan ameliyatın ardından yoğun bakıma alınan Sofuoğlu’nun, bir süre sonra kalbi durdu. Sofuoğlu, yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı.

Körfez Pisti’nde Motosiklet Federasyonu ve Marmara Motosiklet Kulübü’nün ortaklaşa düzenleyeceği Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Türkiye Motosiklet Pist Şampiyonası’na hazırlandığı sırada motosikletten düşerek ağır yaralanan Sofuoğlu’nun, boynu kırılmış, kafa tasında travma ve akciğerinde de kanama meydana gelmişti.

2007 Dünya Super Sport Şampiyonu Kenan Sofuoğlu’nun ağabeyi olan Sofuoğlu’nun, pist şampiyonalarında türlü dereceleri bulunuyordu.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Anne sevgisinin “DNA”sı araştırılıyor

Yazar byozgur | Mayıs 11, 2008

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalınca, ‘’anne sevgisinin sadece hormonal bir duygu değil genetik kökenli olduğunu'’ ortaya koyabilmek için ‘’DNA'’ taramalı araştırma yapıldığı bildirildi.

ÇÜ Tıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Demirhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, anne sevgisinin, yeryüzündeki hiçbir sevgiyle boy ölçüşemeyecek kadar güçlü olduğunu, bu gücün altında ise genetik faktörlerin yattığını düşündüklerini söyledi.

Demirhan, doğum yapan annelerin dokularının yenilendiğinin yapılan çeşitli bilimsel araştırmalarla ortaya konulan önemli bir gerçek olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Bu dokulardaki yenilemenin, annenin, bebeğinden aldığı kök hücreler kanalıyla gerçekleştiği güçlü bir ihtimal. Çünkü, kök hücreler, insan vücudunda bulunan ve her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücrelerdir. Nerede bir zedelenme veya onarım ihtiyacı varsa, oraya giderek gereken hücre tipine dönüşür ve hasarı onarırlar. Bu hücre de en fazla bebeğin kordon kanında bulunur.”

Demirhan, hamilelik sırasında hasarlı dokuların bebeğin kök hücreleri sayesinde onarıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Verdiği kök hücre nedeniyle, bebeğin, doğduktan sonra da annenin vücudunda yaşamaya devam ettiğini düşünüyoruz. Yani bebeğin kök hücreleri, annenin beyninde sinir hücresi, kalbinde kas dokusu gibi çeşitli organlarında yaşamaya devam ediyor.
 
Başka bir ifadeyle anne bebeğini kalbinde, karaciğerinde ya da beyninde yaşatıyor. Ancak, aynı durum baba için söz konusu değil. O yüzden, anne sevgisinin, baba sevgisinden daha güçlü olduğu aklımıza geliyor.”

Demirhan, ilk etapta 10 anne üzerinde yaptıkları araştırmada, annenin vücudunda, bebeğine ait kök hücreleri araştırdıklarını belirterek, “eğer, bu kök hücreleri bulursak, sevginin sadece hormonal bir duyu değil, genetik kökeni de bulunduğunu ispatlamış olacağız” diye konuştu.

“Bebek, babadan çok annenin DNA’sını alıyor”

Prof. Dr. Demirhan, hücre çekirdeğinin dışında, mitokondrilerin içinde yer alan ve “mitokondrial DNA” denilen hücreleri çocuğun annesinden aldığını kaydederek, şöyle devam etti:

“Baba, bir bebeğe, spermi aracılığıyla hücrelerini veriyor. Bebek, anneden de babadan da 23′er kromozom alıyor. Ancak, çekirdek içindeki DNA, hem anneden hem de babadan alınan genetik bilgiyi içerdiği halde, mitekondrial DNA, yani hücre çekirdeğinin dışındaki DNA, yalnızca anneden alınan genetik bilgileri kapsıyor.
 
Bu yüzden, bir kişinin, anne soyu ile ilgili bir araştırma yapılırken mitokondrial DNA analizleri yapılıyor.”

Bazı babaların, “çocuğum çok zeki, tıpkı benim gibi” şeklindeki sözlerine de dikkati çeken Demirhan, bir bebeğin, özellikle zeka kavramını daha çok anneden aldığını bildirdi.

Prof. Dr. Demirhan, “anne sevgisinin kaynağını bilimsel verilerle ortaya koymak” için yaptıkları araştırmanın uzun soluklu olduğunu, annede, bebeğine ait kök hücreleri bulduklarında, bunu uluslararası platforma taşıyacaklarını sözlerine ekledi.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Rasathanede yarın “halk günü”

Yazar byozgur | Mayıs 11, 2008

Ankara Üniversitesi (AÜ) Rasathanesi, yarın düzenleyeceği etkinliklerde, gökyüzü meraklılarına Ay’ın kraterlerini yakından tanıma, çıplak gözle gökyüzünü tanıma ve her mekanda kutup yıldızını bulmayı öğretecek.

Rasathanede, TÜBİTAK Bilim ve Toplum Projesi kapsamında yürütülen astronomi etkinlikleri devam ediyor.
 
Rasathanede yarın yapılacak halk günü etkinliğinde gökyüzü meraklıları, teleskopla ve çıplak gözle gökyüzünü tanıma, uzman astronomlardan sunumlar dinleme ve gökbilim üzerine bilgi edinme fırsatı bulacak.
 
Her yaştan meraklının ücretsiz katılabildiği etkinlikte, hava koşullarının elverişli olması durumunda Ay, Mars, Satürn ve bazı derin uzay cisimlerinin teleskoplarla gözlemleri gerçekleştirilecek.
 
Etkinliklerde katılımcılar, Ay’ın kraterlerini yakından tanıma, çıplak gözle gökyüzünü tanıma ve her mekanda kutup yıldızını bulmayı öğrenecek. Havanın kapalı olması durumunda ise alternatif bir program uygulanacak. Rasathanenin halk günü etkinliğine http://rasathane.ankara.edu.tr adresinden ulaşılabiliyor.

11 Mayıs 2008, Halk Günü etkinliği programı:
 
20:00-21:00 Ay ve Mars’ın Teleskopla Gözlemi
21:00-22:00 Sunum: “Astronomik Sayılar, Astronomik Uzaklıklar”
22:00-22:30 Çıplak Gözle Gökyüzü Tanıtımı
22:30-00:00 Ay, Satürn ve Bazı Derin Uzay Cisimlerinin Teleskopla Gözlemi
 
Havanın kapalı olması durumunda alternatif program
 
21:00-22:00 Sunum: “Astronomik Sayılar, Astronomik Uzaklıklar”
22:00-22:30 Teleskopların Tanıtımı
22:30-23:00 Belgesel Gösterimi

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Çocuklara “hediye” almanın maliyeti çok arttı

Yazar byozgur | Mayıs 11, 2008

Bilgisayarların yaygınlaşmasının, çocukların, bisiklet ve oyuncak gibi hediyeler yerine taleplerini son dönemde daha yüksek fiyatlarla satılan kart, RAM, işlemci, büyük ekran LCD gibi ek donanıma yönelttiği bildirildi.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, bir zamanlar çocukların hayallerini süsleyen bisiklet ve oyuncak gibi hediyeler, günümüzde yerini dijital ürünlere bıraktı.

Fiyatlarının ucuzlamasıyla bilgisayarların hemen her eve girmesi sonucu, çocuklar sanal oyunlarla tanıştı. Giderek büyüyen bir sektör haline gelen bilgisayar oyunları ise daha gerçekçi grafikler ve ses efektlerini sunmak için daha güçlü bilgisayarlar istediğinden, çocuklar da anne ve babalarından hediye olarak buna yanıt verecek ek donanım ve parçalar istemeye başladılar.
 
Adana’da kurulu bir bilgisayar firmasının yöneticisi Alparslan Yalnızyiğit, artık yeni nesillerin bisiklet ve oyuncak gibi “ucuz’ hediyelerden çok bilgisayarları tercih ettiğini ifade etti.

Bilgisayar oyunlarında ise tam kapasiteye ulaşmakta en önemli parçanın ekran kartı olduğunu söyleyen Yalnızyiğit, “fiyatı 40 YTL’den başlayıp bin 300 YTL’ye ulaşan ekran kartları var. Hatta bu kartlar bilgisayarlara çift olarak da takılabiliyor. Ancak, güncel bilgisayar oyunlarını oynatabilecek ve fazla ‘cebe dokunmayan’ ekran kartı aranıyorsa, fiyatı 200 YTL civarında olanlar tercih edilebilir” dedi.

Bilgisayar oyunlarını oynayabilmek için bilgisayarın yeterli RAM’e yani belleğe de ihtiyacı olduğunu ifade eden Yalnızyiğit, şöyle devam etti:

“RAM fiyatları ekran kartlarına göre daha makul. Günümüzde bilgisayarların genellikle 1 gigabyte RAM’e sahip olduğu düşünülürse, oyunları rahat şekilde oynatabilmek için bunu 2 gigabyte’a çıkarmak gerekli. Alınacak ek 1 gigabyte’lık performanslı RAM’lerin fiyatları da 40 YTL’den başlayıp, modeline göre 400 YTL’ye kadar çıkabiliyor. İdeal olanlar ise 100 YTL civarındakiler.

Oyunları daha iyi oynamak için işlemcinin de yeteli olması gerekiyor. Güncel oyunları iyi bir performansla oynatabilecek işlemcilerin fiyatları da 200 YTL civarında bulunuyor. Oyunların en önemli yanı olan görselliği daha iyi yaşamak için de çocukların ilgisini en çok büyük ekran boyutlarına sahip LCD monitörler çekiyor. 19 İnç LCD monitörler 285 YTL’den, 22 inç LCD monitörler ise 370 YTL den başlayan fiyatlarla alınabiliyor.”

Yalnızyiğit, daha profesyonel oyuncuların ise daha gerçekçi görüntü ve ses sunan 300 YTL fiyatlı “fizik kartları” ya da 50-200 YTL arasında değişen fiyatlı, özel fare ve klavyeler, oyun kolları ve oyuncu direksiyonlarını aldığını kaydetti.

İlgi alanlarına göre farklı seçenekler

Yalnızyiğit, oyun sevmeyen çocukların ise kişisel bir dizüstü bilgisayara sahip olmak istediğini; kendi dijital müziklerini yapabilecekleri ekipmanları, dijital bir fotoğraf makinesi, mp3 ya da mp4 çalar, interaktif eğitim paketleri, kaliteli ses sistemleri gibi donanım ve yazılımlara ilgi duyduğunu kaydetti.

Bu kitlenin en büyük tercihlerinin başında eskiden yüzlerce kaset ya da CD’ye sığan eğitim paketlerinin tek bir DVD’ye sığması ile oluşan görsel video anlatımlı interaktif eğitim paketleri geldiğini kaydeden

Yalnızyiğit, “internet üzerinden 20 YTL civarında sipariş verilebilen bu paketleri kullanabilmek için büyük boy bir LCD monitör, kaliteli bir kulaklık ya da 5.1 kanal ses sitemi gerekiyor. Bu kapsamda 100-150 YTL fiyatlı ses sistemleri tercih edilebiliyor” dedi.

Yalnızyiğit, donanımlardaki birinin modelinin yükseltilmesinin daha sonra bağlantılı sistemlerde de yenilemeye yönlendirdiğini ve bu sürecin bilgisayar kasasının kaldırabileceği noktaya kadar gittiğini, ardından da yenisinin alınması noktasına gelindiğini, böylelikle de geleneksel oyuncaklara göre fiyatların katlanarak arttığını anlattı.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Microsoft’tan sanal teleskop hizmeti

Yazar byozgur | Mayıs 13, 2008

Microsoft’un yeni hizmetiyle, kıvrım kıvrım galaksiler, egzotik nebulalar ve patlayan yıldızlar, amatör gökbilimciler için sadece bir tık ötede.
Dünyanın bir numaralı yazılım firmasının yeni başlattığı “WorldWide Telescope” programı, Dünya’daki ve uzaydaki teleskoplarla elde edilen en iyi görüntülerden bir bölümünü, ücretsiz olarak meraklıların hizmetine sunuyor.

Uzaydaki Hubble ve Spitzer teleskoplarıyla Chandra X ışını gözlemevinden görüntülerin derlendiği yazılımı bilgisayarlarına indiren kullanıcılar, gece gökyüzünde gezegenleri arayıp, “zum” yapabilecekler (yakınlaştırma).

Harvard-Smithsonian Astrofizik merkezinden araştırmacı Roy Gould, “Kullanıcılar gökyüzünün X ışını görünüşünü görebilecek, parlak radyasyon bulutlarına zum yapabilecek ve binlerce yıl önceki bir süpernova patlamasının bulut kalıntılarını keşfedebilecekler” dedi.

California Technologie Enstitüsü’nden Roy Williams da, Microsoft’un yeni hizmetinin astronomiyle ilgilenen amatörler çok öğretici bir platform olduğunu söylerken, aynı zamanda profesyonel gökbilimcilerin de bunu kullanacağını sandığını belirtti.

Ücretsiz yazılımı indirmek için “http://www.worldwidetelescope.org” adresine girmek yeterli.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

İnsan embriyosunda genetik değişiklik yapıldı

Yazar byozgur | Mayıs 13, 2008

ABD’de insan embriyosunun genetik şifresini değiştiren bilim insanları ‘tasarım bebek’ yaratma yolunda önemli bir adım attı. İnsanın genetik yapısıyla oynanmasına karşı çıkan gruplar tepkili.
İnsan embriyosunda yapılan genetik değişiklik tartışma yarattı. Bilim insanları, genetik yapısıyla oynadıkları embriyonun anormal olduğunu, dolayısıyla bir bebeğin dünyaya gelişini engellemediklerini savunuyorlar. New York’taki araştırma merkezinden Dr. Zev Rosenwaks, çalışmanın ‘kök hücreler’ üzerinde yoğunlaştığını, embriyonun dışarıdan eklenen genleri kabul ettiğini söyledi.

Bilim insanları, sağlıklı olmayan embriyolara ait kök hücrelerinin genetiğini değiştirerek, yetişkinlerde çeşitli hastalıklara yol açan genleri önceden tespit etmeyi ve gerekli tedavi şekilleri geliştirmeyi umuyor.

Aynı şekilde, söz konusu embriyoların sağlıklı gelişmesi için yöntemlerin keşfedilmesi de söz konusu.

Fakat, uygulamaya tepki gösteren kesimler, genetik olarak üstün insanların türemesinden endişe ediyor.

İngiliz lobi grubu Human Genetics Alert, konuyla ilgili yayımladığı basın açıklamasında, bu işlemin “çocukları tüketim maddelerine çevireceğini ve zenginlerin, fakirlere göre çocuklarına üstün genetik özellikler kazandırabileceğini” iddia etti.

Grup temsilcilerinden David King, “İnternette bu araştırmaları gördüğümde, bilim insanlarının sorumsuzluğu karşısında şoke oldum. Bu küçük bir şey gibi görülebilir. Fakat, bizi tasarım bebeklerin kabus dünyasına taşıyan bir adım da olabilir. Bu da insanlık için nükleer çağ kadar önemli olur” yorumunda bulundu.

İnsan genetiğiyle oynanmasıyla ilgili felaket senaryolarının haklılık payı ise ise hala tartışılıyor.

New Scientist dergisi yazarlarından Andy Coghlan, genetiğiyle oynanmış tasarım bebeklerin üretilmesinin yasal olmadığını söyledi.

Coghlan, “İnsan zekasının ileri seviyeye taşınması için birden fazla gen ile oynanması gerekir. Bilim insanları da bunun yasadışı olmasının yanında teknik olarak kusurlu ve hastalıklı sonuçlara yol açabileceğinin farkında” dedi.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Süte bal kattılar yoğurdun ömrünü uzattılar

Yazar byozgur | Mayıs 13, 2008

Mersin’de, bir lise öğrencisi geliştirdiği proje ile süte bal katarak ürettiği yoğurdun saklanma ömrünü yaklaşık 2 gün uzatmayı başardı.
Mersin Fen Lisesi 11’nci sınıf öğrencisi Merve Çabuk, “Bilim ve Buluş Şenliği”ne katılmak üzere yoğurdun lezzeti üzerinde başladığı çalışmada bakterileri tanıyınca yoğurdun raf ömrünü uzatmaya yönelik proje geliştirdi.

Mersin Fen Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve projenin danışmanı Füsun Koşumcu, öğrencisi Merve Çabuk’un yoğurdu ile meşhur Silifke ilçesinde yaşadığı için yoğurt üzerinde çalışmalara başladığını söyledi.

Önce yoğurdun lezzeti konusunda çalışma yaptıklarını anlatan Koşumcu, sütün mayalanma aşamasında bakterileri tanımaya başladıklarını, bal ile yaptıkları çalışmalarda ise “ekşime” süresinin daha uzun olduğunu gözlemleyince projenin bu yöne kaydığını belirtti.

Yoğurdun içerisinde çok sayıda bakteri bulunduğunu ve bunların yoğurdun kalitesini belirlediğini ifade eden Koşumcu, şöyle konuştu:
“Proje aşamasında bu bakterilerden ikisi ile çalıştık. Mayalanma aşamasında sütün içerisine yüzde 4, 6 ve 8 olmak üzere 3 farklı oranda akasya balı, sumak balı, dağ Yoncası balı, yonca balı ve çam balı gibi ballar ekleyerek Lactobacillus Bulgaricus ve Streptococcus Thermophilus bakteri sayısının azalmasını sağladık. Bunların ekşime sürelerini tespit ettik. Söz konusu iki bakterinin üremelerini takip ettik. Bununla birlikte ortamın pH miktarı yükselirken, asitlik azaldı. Çam balında yoğurdun ekşime süresinin uzadığını gördük. Bu sayede, buzdolabında ortalama 6 gün saklanabilen yoğurdun kalitesini bozmadan raf ömrünün yaklaşık 2 gün uzamasını sağladık. Bunu yaparken de hiçbir koruyucu ve kimyasal madde kullanmadık.”

Balın antibakteriyel özelliği bulunduğunu da vurgulayan Koşumcu, “arılar bal için polen toplarken kendi salgılarını da bu polenlere bulaştırıyorlar. Bu antibakteriyel özellik böylelikle bala, sütün mayalanma aşamasında da yoğurda geçiyor” dedi.

Ürettikleri yoğurdun normal yoğurtlara göre biraz daha tatlı olduğunu ifade eden Koşumcu, projenin verilecek destekle daha da geliştirilebileceğini kaydetti.

Merve Çabuk da, yaşadığı ilçede yoğurtla içi içe olduğu için böyle bir çalışma yaptığını belirtti.

Üniversitede moleküler biyoloji ve genetik öğrenimi görmeyi hedeflediğini ifade eden Çabuk, projesini daha da geliştirmeyi arzuladığını kaydetti.

 

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Nike’tan atletlere özel buz yeleği

Yazar byozgur | Mayıs 14, 2008

Sporcuları serin tutmak ve performanslarını artırmak amaçlanıyor.

 

Önümüzdeki olimpiyatlarda sporcuların performansları için kıyasaya bir mücadeleye giren giyim firmaları ilginç ürünlerle karşımıza çıkıyor.

Nike tarafından geliştirlen PreCool ismindeki yelek hayli dikkat çekici. Üçgen bölmelerinin altındaki buz sporcunun vücut ısısını düşürüyor ve serin kalan sporcunun performansı artıyor.

Nike’ın yeni yeleği Pekin Olimpiyatları’nda kullanılacak.

Kategori: Bilim ve Teknoloji | Yorum yok »

Bloglama.com tarafından düzenlenen Blog Ödülleri’nde kazananlar belli oldu.

Yazar byozgur | Mayıs 14, 2008

Internet reklamcılığına yeni bir soluk getiren ve bünyesinde bulunan birçok blog ile reklamverenler ve blog yazarları arasında köprü oluşturan Bloglama.com tarafından düzenlenen Blog Ödülleri’nde kazananlar belli oldu. 10 Mayıs Cumartesi günü Galatasaray Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ödül töreninde, 10 farklı kategoride yarışan 400′ü aşkın blog arasından ilk üçe girenler açıklandı. Dereceye girenlere, yarışmanın ana sponsoru olan Microsoft’un yanı sıra Vestel, Mediacat ve Kurumsal Haberler gibi alanında söz sahibi firmalar tarafından sağlanan çeşitli ödüller, Bloglama.com kurucusu Eray Endeş ile Microsoft Türkiye Pazarlama Yöneticisi Nuri Çankaya tarafından takdim edildi.

Türkiye’nin ilk ve tek blog yarışması olan Blog Ödülleri’nde, 21 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen oylama sürecinde toplam 14.473 oy kullanıldığını belirten Bloglama.com kurucusu Eray Endeş, bu oyların 4.102 gibi önemli bir bölümünün, hatalı e-posta adresi girişi, belirli bir süre içerisinde aynı IP’den mükerrer oylama yapılması, sahte e-posta adreslerinin kullanılması ve onaylanmayan e-postaların olması gibi nedenlerden ötürü geçersiz sayıldığını açıkladı. Yarışmanın resmi websitesi blogodulleri.com adresinde yayınlanan istatistiklere göre; geçerli en çok oy, sayıca tüm diğer kategorilerden fazla katılıma sahne olan Kişisel Bloglar Kategorisi’nde kaydedildi. En az oy alan kategori ise, özellikle futbol konusunda bir hayli tutkulu olan bir millet olmamıza rağmen Spor Kategorisi oldu.

2008 Blog Ödülleri’nde dereceye giren ilk üç ise şu şekilde sıralanıyor:

Kişisel Bloglar kategorisi
1. beyn.org - Barış Ünver
2. nahnu.org - Bünyamin Ayar
3. omerenis.wordpress.com - Ömer Enis Şen

İş Dünyası Kategorisi
1. webrazzi.com - Arda Kutsal
2. ceoyavuz.wordpress.com - Yavuz Selim Şen
3. bulasicidelilik.com - Youthrep

Komünite - Topluluk kategorisi
1. blog.wolkanca.com - Volkan Yılmaz
2. bigumigu.com - Aygül ve Yalçın Pembecioğlu
3. otobuste.blogspot.com - Murat Kaya

Reklam - Pazarlama kategorisi
1. fikiratolyesi.com - Tunç Kılınç
2. elmaaltshift.blogspot.com - Fırat Yıldız
3. selimtuncer.blogspot.com - A. Selim Tuncer

Teknoloji kategorisi
1. siberkultur.com - Eren Emre Kanal
2. dmry.net - Hakan Demiray
3. yakuter.com - Erhan Yakut

Kültür - Sanat kategorisi
1. gunesintamicinde.com - Süleyman Sönmez
2. jiklet.com - Burak Kaynak
3. azpismis.com - Hakkı Ceylan

Hobi kategorisi
1. edasuner.com - Eda Suner
2. misssgibi.com - Zerrin Damgacı
3. geziyorum.net - Emre Tok

Spor kategorisi
1. webaslanlari.blogcu.com - Murat Şahin
2. acetoblog.com - Bülent Timurlenk
3. bahsettinabi.com - Yalçın Onur

Haber - Gündem kategorisi
1. okanyuksel.net - Okan Yüksel
2. cagatayca.com - Çağatay Aktürk
3. dusunceler.org - Tarık Suat Demren

Eğlence kategorisi
1. elifsevvalsolmaz.blogspot.com - Şevval Elif Solmaz
2. delifikir.org - Lotus Medya
3. geyikmuhendisi.com - Orçun Taşar
Bloglama.com ekibi olarak, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Eray Endeş, yurtdışında da benzerleri bulunan Blog Ödülleri ile Türk blogküresinin teşvik edilmesini ve gelişimine katkı sağlanmasını amaçladıklarının altını çiziyor. Kaliteli ve sürekli içerik oluşturmaları konusunda tüm blog yazarlarını desteklediklerini anlatan Eray Endeş, bu tür organizasyonların blogların birer pazarlama mecrası olarak değerlerinin vurgulanması açısından da büyük önem taşıdığını ifade ediyor.

10 Mayıs Cumartesi günü, Blog Ödülleri dışında Türk blogküresi için oldukça önemli kabul edilen bir diğer etkinlik olan Blog Konferası da gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen konferans, bu yıl Bloglama.com-Microsoft işbirliğiyle 200′den fazla kişinin yer aldığı değerli bir bilgi platformu oldu. Açılış konuşmasının ardından sahne alan Mehmet Doğan, “değişen blog dünyası” konulu sunumu ile büyük beğeni topladı. Konferansa katılmak için Dubai’den gelen Doğan, yaklaşık yarım saat süren konuşmasının ardından yerini Yüce Zerey moderatörlüğünde gerçekleşen panele bıraktı. Burak Bayburtlu, Gökçen Karan, Mehmet Subaşı ve Pınar İlkiz’in söz aldığı panelde kişisel başarı öyküleri anlatıldı. Konferansta yer alan önemli isimlerden biri de bloglar üzerine yaptığı akademik çalışmaları ile tanınan Zeynep Özata’ydı. “Bloglar ve pazarlama” konulu sunumunda sayıları her geçen gün artan blogların pazarlama dünyasındaki önemine değinen Özata, Türk blog camiasında gerçekleşen izinsiz içerik kopyalama ve kaynaksız alıntı yapmanın önüne geçilmesi gerektiğinin de altını çizdi. Komünite bloglarının oluşumuyla ilgili konuşmalarıyla sempati toplayan Aygül-Yalçın Pembecioğlu çiftinin ardından ise sıra, Tunç Kılınç’ın son derece eğlenceli moderatörlüğünde gerçekleşen panele geldi. Burak Büyükdemir, Bünyamin Ayar, Emrah Doğan ve Selçuk Koyuncu’nun konuşmacı olarak yer aldığı panelde dinleyiciler hem bilgilendi hem eğlendi. Saat 19.30 itibariyle son bulan konferans, bu yıl da katılımcılardan tam not aldı.

 

Kategori: Bilim ve Teknoloji | Yorum yok »

Tasarım harikası PC

Yazar byozgur | Mayıs 14, 2008

Suissa firması hızlı bileşenlerin yanında göze de hitap eden farklı PC sistemleri sunuyor.

Kanadalı PC üreticisi Suissa karizmatik tahta kasalara sahip PC sistemleri satıyor. Enlighten-PC bu tasarımlarından bir tanesi ve gerçek bir sanat eserini ifade ediyor.

Şık dış tasarımında yanında Suissa hızlı bileşenler de sunuyor. Müşteriler AMD ve Intel paketleri arasında seçim yapabiliyor. Intel sistem Core 2 Duo Extreme QX6700 (2,66 GHz), 4 GB RAM ve bir Nvidia GeForce 8800 Ultra’dan (768 MB yerel bellek) oluşuyor. Hitachi ve Western Digital sabit disklerin yanında AuzenTech’in harici bir ses kartı da sistem bileşenlerinin arasında yer alıyor.

Suissa bu sistemi çok sessiz bir şekilde soğutuyor: Su soğutma sistemi. Bu tasarım harikası PC’ler ile ilgilenenlerin ceplerinin bayağı bir derinine ulaşması gerekiyor: Sistemin fiyatı 10.500 Euro; ekstra istekleriniz ise ayrıca ücretlendiriliyor. Firmanın farklı tasarımlarda PC sistemleri de mevcut.

 

Kategori: Bilim ve Teknoloji | Yorum yok »

15 Haziran’da kutlanacak olan Babalar Günü’nde, yeni yerler keşfetmeyi seven babaları Nokia N82, yoğun çalışan babaları Nokia E90 Communicator, sade ama şık olmayı seven babaları ise Nokia 6300 Black bekliyor!

Yazar byozgur | Mayıs 15, 2008

Yeni yerler keşfetmeyi seven babalar için Nokia N82 

5 megapiksel kamera, Xenon Flaş, dahili ve yardımlı GPS (A-GPS) ve Wi-Fi bağlantısı özelliklerini bir arada sunan multimedya bilgisayarı Nokia N82, 3 aylık sesli navigasyon* ile birlikte sunuluyor. 

Nokia N82’deki Carl Zeiss optik destekli 5 megapiksel kamera ile baskı kalitesinde fotoğraflar ve DVD kalitesinde videolar çekilebiliyor. Özellikle loş mekânlarda Xenon flaş çok daha iyi performans sağlıyor. İki çekim arasında hızlı geçiş gibi özellikler sunan Nokia N82 ile anılarınızı ölümsüzleştirmeniz mümkün. 

Wi-Fi bağlantısı ve tek tuşla yükleme seçenekleri sayesinde Nokia N82 ile, deneyimlerinizi başkalarıyla kolaylıkla paylaşabiliyorsunuz. Bir fotoğraf ya da videoya bakarken, tek tuşla yükleme yapabiliyor, üstelik aynı anda Nokia N82 multimedya bilgisayarınızın diğer işlevlerini kullanmaya devam edebiliyorsunuz. 

Babalar ofisten çıkıp çocuklarına zaman ayırabilsin diye Nokia E90 Communicator 

Nokia E90 Communicator, kusursuz bir “mobil ofis” deneyiminde yeni bir standart yaratıyor. Kullanılan yeni teknolojiler, profesyonel gereksinimler ile kişisel keyifleri, zaman ve mekândan bağımsız olarak kullanıcılara sunuyor. 3G* üzerinden sağlanan hızlı ve uygun fiyatlı bağlantı, veri ve iletim yönünden zengin uygulamaların ve İnternet’in mobil kullanımını hızlandırıyor. 

Nokia E90 Communicator’da bulunan entegre GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi) ve Nokia Maps uygulaması, yön ve yer belirleme hizmetleri veriyor. Kişisel rahatlığı daha da artırmak üzere, Nokia E90 Communicator’da FM radyo, müzikçalar, video oynatıcı ve iki kamera (3,2 megapiksel, flaşlı, otofokus özellikli kamera ve video konferans için ayrı bir kamera) bulunuyor. 

Babalar gibi kusursuz Nokia 6300 Black 

Geniş ekranı, ergonomik tuş takımı ve kullanımı kolay menüsü ile Nokia 6300 Black cep telefonu, tek parçalı tasarımlarda çağdaş bir evrimi simgeliyor. 13,1 mm kalınlığı ve 91 gram ağırlığıyla dikkat çeken Nokia 6300 Black, siyahın asaletini şık bir tasarımla bir araya getiriyor. 

Nokia 6300 Black, 2 megapiksel kamera, genişletilebilir hafıza, dahili MP3 çalar ve FM radyo gibi birçok özellik sunuyor. Paslanmaz çelik çerçeve de tasarımın ilginçliğini ve gücünü gösteriyor.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

NASA’nın korku dolu 7 dakikası!

Yazar byozgur | Mayıs 15, 2008

NASA’nın uzmanları, yeni Mars fatihi Phoenix (Anka Kuşu) uzay aracının 25 Mayıs’ta Kızıl Gezegen’e “tırnak yedirten” inişinde “korku dolu 7 dakika” yaşamaya hazırlanıyorlar.

NASA’nın Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarı’ndan proje müdürü Barry Goldstein, Phoenix’in Mars’a inişinin son 14 dakikasında 26 kritik manevra için roketleri ateşleyeceklerini ve görevin tamamlanabilmesi için bunların her birinin başarıyla yerine getirilmesi gerektiğini belirterek, “Ancak son 7 dakika çok zorlu geçecek” diye konuştu.

 

Herşey yolunda giderse 25 Mayıs’ta Mars atmosferine saniyede 5,7 km hızla (saatte 20 bin 800 km) girecek Phoenix Mars Lander’ın Kızıl Gezegen’in kuzey kutbuna başarıyla indiği TSİ 23.53’te doğrulanacak.

 

Atmosfere girdikten sonra Mars’ın havasının sürtünmesiyle hızı
azalmaya başlayacak Phoenix, daha sonra paraşütünü açarak, iyice yavaşlayacak. Son olarak, Phoenix ayakları toprağa değmeden, roketlerini hızını saniyede 2,4 metreye (saatte 8,64 km) düşürünceye dek ateşleyecek.

 

Goldstein önceki gün düzenlediği basın toplantısında, 680 milyon
kilometre mesafedeki Mars’a iyice yaklaşan uzay aracının çok iyi durumda olduğunu belirtmişti.

 

Üst düzey NASA yöneticisi Ed Weiler da aynı basın toplantısında, “Bu bir kır gezintisi değil” diyerek, Mars’a kazasız belasız bir uzay aracı indirmenin çok zor ve riskli olduğunu, Mars’a araç indirme girişimlerinin yarısından çoğunun başarısızlıkla sonuçlandığını söylemişti.

 

İlk motorlu iniş

 

İniş yapacağı Mars’ın kuzey kutup bölgesinin bir zamanlar mikrobik yaşam için uygun koşullar sağlayıp sağlamadığını yerinde inceleyecek olan Phoenix, hedefine başarılı bir yumuşak iniş yaparsa bu 1976’da Viking 2 ve 1999’da Mars Polar Lander uzay araçlarının Kızıl Gezegen’e alçalışı sırasında parçalanmasından bu yana ilk motorlu iniş olacak.

 

Nisan başında güzergahını bir miktar değiştiren Phoenix, 10 mayısta roketlerini ateşleyerek yavaşlamaya başladı. Mars’a son inen NASA’nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity ile kaybolan İngiliz uzay aracı Beagle 2’nin tersine Phoenix, Kızıl Gezegen’in yüzeyine inişini yumuşatmak için hava yastığı kullanmayacak. Phoenix, bunun yerine son ana kadar yumuşak iniş için motorlarını kullanarak, bir ilki başarmaya çalışacak.

 

NASA’nın Mars’ta su arayış stratejisi son yıllarda sıra dışı keşifler
yapmasını sağlarken, Phoenix, ilk kez Mars toprağında buz halinde olduğu tahmin edilen suya “dokunarak” ve bunu analiz ederek Mars keşif stratejisini tamamlamayı amaçlıyor.

 

Zor koşullarda görev

 

Sıvı haldeki suyun, toprağın kimyasını ve mineral yapısını nasıl
değiştirdiğini ölçerek Kızıl Gezegen’in kuzey kutbundaki buzun tarihini inceleyecek Phoenix aracı, ayrıca Mars kutup çevresinin ilkel mikroplar için uygun bir yaşam alanı olup olmadığını görme olanağı sağlayacak.

 

İki güneş paneli açıldığında 5 metre genişliğe ulaşan ve 1,52 metre uzunluğu bulunan Phoenix uzay aracının, 10 cm kadar derinlikte bulunduğu tahmin edilen buz tabakasına ulaşabilmesi için toprağı kazacak 2,34 metre uzunluğunda bir robot kolu bulunuyor. Uzay aracının gönderdiği fotoğraflar arasında bu robot kolun da görüntüleri bulunuyor.

 

Bu kola eklenen bir kamera ile bir sonda, toprağı ve bulduğu buzu inceleyecek Phoenix’in, Mars atmosferinde asılı su ve tozu lazerle ölçecek meteorolojik ölçüm araçları da bu misyon sırasında 3 ay süreyle hava durumunu gözleyecek.

 

NASA’nın düz ve kayalık olmayan bir araziye indirmeyi planladığı
Phoenix, görevini sıfırın altında 73 ila sıfırın altında 33 santigrat
derecede yapacak. Mars atmosferine giriş hızını azaltmak için önceki uzay araçları gibi termik kalkan kullanacak ve hızını sonrasında saatte 210 kilometreye düşürmek için süpersonik paraşüt açacak olan uzay aracı, daha sonra üç ayağı üzerine yumuşak iniş yapmak için retro-füzelerini ateşleyecek.

 

Toplam 8 ay sürecek yolculuktan sonra Kızıl Gezegen’e ulaşması planlanan uzay aracı, NASA için Arizona Üniversitesinin Lockheed Martin şirketi, Jet Motorları Laboratuvarı ve Kanada Uzay Ajansıyla yaptığı işbirliğiyle üretildi.

 

Şu ana ve geçmişe ait olası yaşam belirtilerinin yanı sıra Mars’a yapılacak bir insanlı uçuş için gerekli ortamı inceleyecek Phoenix’in fırlatılmasını da içeren bu programın maliyetinin 400 milyon doları aşacağı tahmin ediliyor.

 

Uzay aracı, Alman bilim adamlarının, “NASA’nın 30 yıl önce Mars’a gönderdiği iki Viking uzay aracının Kızıl Gezegen’de mikro organizmaların varlığını keşfedebileceği, ancak bunları bilmeden öldürdüğü” yolundaki iddiaların incelenmesi açısından da fırsat olarak görülüyor.

 

Gezegenin yörüngesinde araştırma yapan Mars Odyssey aracı, 2002 yılında kuzey kutbunda buzulların bulunduğu bir bölge tespit etmişti.

 

Bilim adamları, Phoenix’in Kızıl Gezegen’in jeolojik tarihiyle ilgili
önemli ipuçları elde etmesini bekliyor. Uzay aracının birinci hedefi
buzun içinde mikropların yaşayıp yaşamadığını bulmak olacak. Phoenix, NASA’nın düşük bütçeli uzun dönem sürdürülebilir uzay
araştırmaları planının bir parçası. NASA, insanlı uzay üsleri kurmadan önce, karşılanabilir bütçelerle desteklenen araştırmalar yaparak, astronotları öncül araştırma yükünden kurtarmak istiyor.

 

Phoenix, daha önce 2001 yılında Mars Surveyor programının bir parçası olarak uzaya gidecekti, fakat bu program, Mars Polar Lander’ın 1999 yılında Mars yüzeyine çakılmasının ardından geçici olarak durdurulmuştu.

 

Polar Lander, Mars’ın güney kutbuna ineceği sırada motoru zamansız durmuş ve araç dengesini yitirerek düşmüştü. Eylül 1999’da da Mars Climate Orbiter, teknisyenlerin metrik birimlerle eski İngiliz birimlerini karıştırmaları sonucu Kızıl Gezegen’e çakılmıştı.

 

Mars Polar Lander ile aynı bilgisayar yazılımlarını kullanan Phoenix, o günden sonra NASA’nın uçak yapım işlerini yürüten Lockheed Martin’in deposunda bekletildi. Phoenix ağustos 2007’de Mars görevi için fırlatıldı.

 

Şu anki teknolojik koşullarla zor olan Mars’a uzay aracı gönderme işine kalkışan ABD, Rusya, Avrupa ve Japonya tarafından şimdiye dek fırlatılan 35 uzay aracının üçte ikisi başarısız oldu.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Animasyon ve oyun merkezi açıldı

Yazar byozgur | Mayıs 15, 2008

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teknokenti’nde, dünyada 40 milyar dolarlık pazara sahip oyun sektörü için ürünlerin geliştirileceği “Oyun Teknolojileri ve Animasyon Merkezi” (METUTECH-ATOM) açıldı.

Merkezin açılışı dolayısıyla ODTÜ Teknokenti Galyum Blok’ta düzenlenen törende konuşan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ar-Ge Genel Müdürü Ziya Karabulut, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdikleri için ODTÜ yetkililerine teşekkür etti.

 

Türkiye’de katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi konusunda Bakanlık olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını ifade eden Karabulut, “Türkiye’nin geleceğinin bilgi ve teknoloji üretimine bağlı olduğunun bilincindeyiz” diye konuştu.

 

Karabulut, Türkiye’de 30 teknoparkın faaliyette olduğunu, yürütülen proje sayısının 2 bin 650’ye, patent sayısının da 160’a ulaştığını bildirdi.

 

ODTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Canan Çilingir ise merkezin
kurulmasında akademisyenlerden, öğrencilerden ve şirketlerden destek aldıklarını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

 

Milyarlarca dolarlık oyun pazarına girecekler

 

Merkezde, oyun ve animasyon teknolojileri alanındaki AR-GE faaliyetlerinin teşvik edilmesi ve mevcut fikirlerin ticarileşmesi
hedefleniyor. “Ön kuluçka merkezi” sayesinde özellikle üniversite öğrencilerinin ve araştırmacıların fikirlerini ekonomik değere dönüştürmelerine fırsat tanınması amaçlanıyor.

 

Açık çalışma ofisleri şeklinde tasarlanan birimlerde faaliyet gösterecek öğrencilerden, fikirlerini gelir elde edilebilir niteliğe kavuşturmaları bekleniyor. Merkez bünyesinde verilecek temel eğitimler, girişimcilerin ürünlerini ticarileştirmeleri sürecinde yardımcı olurken, odaklandıkları konulara yönelik özel eğitimler ise projelerini geliştirmelerinde katkı sağlayacak.

 

Uluslararası araştırmalarda, müzik ve sinema sektörleri küçülürken, bilgisayar oyunları sektörünün büyüdüğünün ortaya konulduğu belirtildi. Uzmanların bugün 40 milyar dolar hacmindeki oyun sektörünün 2011 yılına kadar 50 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağını tahmin ettikleri bildirildi.

Kategori: Haberler | Yorum yok »

Korsan yazılım dünyada azalıyor, bizde artıyor!

Yazar byozgur | Mayıs 15, 2008

IDC’nin 2007 yılı Korsan Yazılım Araştırması sonuçları, korsan yazılım oranının bir çok ülkede düşerken, Türkiye’de ise önceki yıla oranla 1 puan yükselerek yüzde 65’e çıktığını ortaya koydu.

IDC’nin 2007 yılı Korsan Yazılım Araştırması sonuçları, korsan yazılım oranının bir çok ülkede düşerken, Türkiye’de ise önceki yıla oranla 1 puan yükselerek yüzde 65’e çıktığını, korsan kullanımının özellikle gelişmekte olan pazarlara kaydığını ortaya koydu. Korsan yazılımın Türkiye’de sektöre etkisinin 356 milyon dolarlık ekonomik kayıp olduğu belirtildi.

 

Korsan yazılım kullanımı 67 ülkede düşüş gösterirken aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 8 ülkede yükseldiğinin tespit edildiğini ortaya koyan araştırma sonuçlarına göre, korsan nedeniyle dünyada oluşan toplam kayıp 8 milyar dolardan 48 milyar dolara yükseldi.

 

Bilgisayarlarda korsan yazılım kullanımının dünya genelinde azalırken, geçen yıl Türkiye’de artarak yüzde 65’e ulaştığı bildirildi.

 

International Data Corporation’ın (IDC) gerçekleştirdiği IDC Korsan Yazılım Araştırması, kişisel bilgisayarlarda korsan yazılım kullanım oranının 2007 yılında düşüş kaydettiğini, ancak gelişmekte olan pazarlardaki PC sayısındaki hızlı artışın korsan oranının kötüye gitmesine yol açtığını ortaya koydu.

 

Bu kötüye gidişin bir süre daha devam edeceği tahminine yer verilen araştırmaya göre, korsan yüzünden dünyada oluşan toplam kayıp 8 milyar dolardan 48 milyar dolara yükseldi.
 BSA’nın bu yıl beşinci kez gerçekleştirdiği 2007 yılı küresel korsan kullanım oranı araştırma sonuçları açıklandı.

 

67 ülkede korsan kullanımı düştü, 8 ülkede yükseldi

 

İş Yazılımcıları Birliği BSA’nın her yıl alanının lider bilgi teknoloji araştırma şirketi IDC’ye yaptırdığı 108 ülkeyi kapsayan araştımanın sonuçlarına göre, korsan yazılım kullanımı 67 ülkede düşüş gösterirken aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 8 ülkede yükseldi. Bu genel iyileşmeye rağmen korsan yazılımın yüksek seyrettiği ülkelerdeki PC pazarının hızlı büyümesi dünyadaki korsan yazılım oranının yüzde 3 yükselerek yüzde 38’e çıkmasına neden oldu.

 

Türkiye’de korsan kullanımı 1 puan arttı

 

IDC’nin araştırmasına göre, Türkiye’de korsan yazılım kullanımı geçen yıla oranla 1 puan artarak yüzde 65’e yükseldi. IDC’nin 108 ülkeyi kapsayan korsan araştırmasında Türkiye’deki korsan yazılım oranındaki 1 puanlık artışın sektöre etkisinin 356 milyon dolarlık ekonomik kayıp anlamına geldiği belirtildi.

 

Türkiye’deki korsan yazılım oranının yüzde 10 oranında düşürülmesinin dört yıllık süreçte ekonomiye sağlayacağı faydaların çarpan etkisi yaratmasıyla bilişim teknolojileri sektöründe yerel endüstri gelirlerinden 500 milyon dolar ek kaynak sağlanmasına ve vergi gelirlerinde 80 milyon dolarlık ek kazancın elde edilmesine katkıda bulunması bekleniyor.

 

BSA Türkiye Koordinatörü Elçim Barkay araştırma sonuçlarını değerlendirirken, Türkiye’deki 1 puan da olsa korsan yazılım oranında yükseliş gerçekleşmesinin üzücü olduğunu belirterek, BSA’nın ülke genelinde eğitim ve bilinçlendirme yönündeki çalışmalarına devam edeceğini, devlet ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortak çalışmaların artırılarak korsan yazıılım kullanım oranının aşağılara çekilmesi için çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti.

 

Korsan yazılım oranının düşürülmesinin ekonomik yararlarına dikkat çeken Barkay bunun son kullanıcılar, yerel yazılım firmaları ve KOBİler için de son derece önemli olduğunu vurgularken, “Korsan yazılımın düşürülmesi Türkiye’ye yapılacak yabancı yatırımları da arttıracaktırö dedi.

 

IDC araştırması aynı zamanda korsan yazılımın endüstriye negatif etkileri çok fazla olduğuna dikkat çekilerek, korsan yazılımın teknoloji şirketlerinin yeni işler ve yeni ürünler  geliştirmesine gölge düşürdüğü ve hizmet sektörüne de zarar verdiği vurgulandı. Devletin vergi gelirlerinin de azalmasına neden olan  korsan yazılım sanal suç ve güvenlik problemlerinin de artmasına neden olduğuna işaret edilen araştırmada, korsan yazılımın 10 puan düşürülmesinin dört yıllık bir süreçte milyarlarca dolarlık ekonomik büyüme ve yüz binlerce yeni iş imkanı anlamına geldiği kaydediliyor.

 

Rusya’da 7 puanlık düşüş

 

Araştırması sonuçlarına göre,  Rusya’nın bir yıl içinde 7 puanlık bir düşüş gösterdiği görülüyor. Rusya’nın son dört yılda kaydettiği toplam düşüş ise 14 puan oldu.  Korsan yazılımın hala yüksek oranlarda seyrettiği Rusya’daki bu önemli düşüşte yasallaştırma çalışmalarıyla devletin de desteğiyle yürütülen eğitim çalışmalarının etkili olduğu belirtiliyor.

 

Korsan yazılım oranının en düşük seyrettiği ülkeler yüzde 20 ile ABD, yüzde 21 ile Lüksemburg ve yüzde 22 ile Yeni Zelanda olurken, korsan yazılım oranının yüksek seyrettiği iki ülke yüzde 92 ile Bangladeş ve Azerbeycan.

 

ABD, İngiltere ve Avusturya gibi ülkeler son beş yılda eksi 1’lik yavaş bir seyirle de korsan oranında düşüş trendi göstermeye devam ettiği belirlendi.

 

 Araştırma, korsan yazılım oranının artmasında içinde bulunulan pazarın da etkili olduğunu gösterirken, büyüyen ekonomilerdeki küçük işletmelerin ve kullanıcılar tarafından geliştirilen dinamik PC pazarı korsanın en zor azalacağı sektörler arasında sayıldı. Yapılan araştırmalar, 2008-2012 yılları arasında 700 milyon kişinin online olacağını gösterirken bu oranın sadece yüzde 76’sının büyüyen pazarlara ait olduğu ifade edildi.
 BSA korsan yazılım kullanımının azaltılması için, telif hakları konusunda eğitimin ve bilinçlendirmenin artırılması, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından yayınlanan metinlerde yer alan yükümlülüklere uygun olarak güçlü yaptırım mekanizmaları oluşturulması, korsanlığa karşı etkili yasal düzenlemeler çıkarılması, uygulama yazılımı konusunda yeni kanunlar geliştirilerek iş dünyasının sadece yasal yazılım kullanmasının sağlanması ve devlet düzeyinde belirli kaynakların sorunun çözümü için ayrılmasının önemine dikkat çekti. (ANKA)

Kategori: Haberler | Yorum yok »

« Önceki yazılar